Manifesto
Yazıya değer veriyorum. Kelimelerin anlamına, düşüncelerin sade bir tipografiyle ekrana dökülmesine, karmaşadan uzak hikâyelere saygı duyuyorum. Dijital çöplüklerden, göz yoran reklamlardan ve lüzumsuz karmaşadan hoşlanmıyorum.
Adını Ada koydum. Anakarada her şey aynı akıntıya kapılmış gibi hissettiriyor, herkes aynı akışta, aynı formatta, aynı algoritmanın peşinde. Ada öyle değil. Küçük, sakin, kendi başına duran bir toprak parçası. Oraya gidip kendi köşeni kurabilir, o gürültünün uzağında yazabilirsin.
Bir zamanlar internet böyle değildi. İnsanlar bir şey öğrendiklerinde ya da sadece içlerinden geldiğinde oturur yazarlardı. Kimse "algoritma bunu sevecek mi" diye düşünmezdi.
Sonra reklam ağları, takip pikselleri ve "etkileşimi artıralım" hesapları geldi. Yazmak bir performansa, okumak ise veriye dönüştü.
Ada'yı ana akımdan uzakta, sessiz ve bağımsız bir köşe olsun diye kurdum. Yazdıklarımın etkileşim rakamlarına göre değerlendirilmediği bir yer arıyordum, tam içime sinen o sade köşeyi bulamayınca kendim yaptım.
Ada'da:
- Reklam yok. Hiçbir zaman olmayacak.
- Takip yok. Reklam ağı, takip pikseli, üçüncü taraf ölçüm aracı yok. Yazılarını okuyan birinin tarayıcısına çerez bırakılmıyor, bu yüzden o can sıkıcı çerez kutusuna da gerek kalmıyor. Kimin ne okuduğu başka bir şirkete gitmiyor, kimsenin profili çıkarılmıyor.
- Algoritma yok. Kimsenin yazısı "önerilmiyor", öne çıkarılmıyor. Yazılar sadece sırayla duruyor.
- Büyüme oyunları yok. Otomatik SEO numaraları, "kitleni büyüt" araçları, e-posta pazarlama kampanyaları yok.
- Sadece sen, yazdığın metin ve bunu okumak isteyen insanlar. Fazlası gerekmiyor.
Sayfalar sunucuda üretiliyor, araya bir JavaScript katmanı girmiyor. Hafiflik ve hız buradan geliyor.
Burası devasa bir şirket ürünü değil; tek bir kişinin kendi ihtiyacından çıkmış, özenle sürdürdüğü küçük bir dijital toprak parçası. Senden "aktif kullanıcı" olmanı beklemiyorum. Tek kişilik bir ekibim. Temel kullanım her zaman ücretsiz kalacak, kendine özel alan adın gibi bazı ek özellikler için ücretli bir hesap seçeneği var.
Benim asıl derdim tek bir kişiye ulaşmak. Ve bildiğim kadarıyla o kişi kendim de olabilirim.
— Jorge Luis Borges
Logo, Anadolu dokumasında el, parmak ya da tarak diye anılan bir motif ailesinden geliyor. Ben ona tarak diyorum: dokumada ipliği sıklaştırmak için kullanılan, üretim aracının doğrudan üreticinin elinde olduğu gerçek bir alet. Benim için bağımsız üretim ve emeğin karşılığını almak anlamına geliyor. Günümüz internetinde yazmak, devasa şirketlerin veri fabrikalarında bir "performansa" ve "meta"ya dönüştü. Ada ise kendi emeğimizle, ilmek ilmek işlediğimiz gürültüsüz bir tezgah.